Kimya Okumak

Ağu 19, 2013

Haziran ayı geldi çattı. Bu demek oluyor ki, bu ay içerisinde milyonlarca genç üniversitede bir bölüme yerleşebilmek için LYS’de (Lisans Yerleştirme Sınavı) ter dökecek, ardından da elde ettikleri puanlar doğrultusunda üniversite ve bölüm tercihi yapacak. Hangi üniversitenin tercih edilmesi gerektiğiyle ilgili düşüncelerimi başka bir yazıda paylaşacağım; ancak temel bilim ve özellikle de kimya okumayı düşünen herkes için kimya bilimini ve olası kariyer seçeneklerini sunmak benim bu yazıdaki öncelikli hedefimdir.

Öncelikle kimya biliminden ve araştırma alanlarına neler girdiğinden bahsedeyim. En temel anlamıyla kimya, maddeyi ve maddenin hem maddeyle hem de enerjiyle etkileşimini inceleyen bilim dalıdır. Daha detaycı olmak gerekirse, atomlar, moleküller ve özellikleri, bunların bir araya gelerek oluşturdukları daha üst yapılar, bu yapıların ne şekilde üretilebileceği, hangi özelliklere sahip olacağı, ne şekillerde kullanılabileceği gibi konular kimyanın temel ilgi alanıdır. Bu bağlamda kimyanın ilgi alanına giren konuların sayıca çokluğu şaşırtıcı olmasa gerek.

Aklıma gelen örnekleri şöyle kısaca açıklayarak gidelim.

Doğada henüz varolmayan bileşiklerin üretilmesi, aklıma gelen ilk örnek. Doğa bize çok geniş bir çizelgede farklı moleküller sunmakta; ancak kimyanın gelmiş olduğu nokta sayesinde artık biz, daha farklı ve doğada daha önce bulunmayan molekülleri tasarlayıp üretebiliyoruz. Bu tasarım ve üretim (sentezleme) aşaması, saf bilimsel merak doğrultusunda yapılabileceği gibi, yani herhangi bir pratik fayda ve uygulama gözetmeksizin, ya da günlük yaşantımızı kolaylaştırabilecek uygulamalara yönelik de yapılabilir. Uygulama tabanlı araştırmalara verilebilecek örnekler ise yeni ilaçların tasarlanması ve sentezlenmesi, doğa dostu malzemeler, hem sanayide hem de çevresel amaçla çok önemli olan katalizörlerin sentezlenmesi, güneş pilleri gibi yenilenebilir enerji kaynakları ve onların üretiminde temel rolü oynayan yapıların tasarlanması ve sentezlenmesi gibi pek çok farklı alandaki çalışmayı kapsamaktadır.

Amyloid fibrilleri, Alzheimer ve daha pek çok nörodejeneratif hastalığın en önemli tetikleyicileri arasında. http://www.humpath.com/spip.php?article13252

Amyloid fibrilleri, Alzheimer ve daha pek çok nörodejeneratif hastalığın en önemli tetikleyicileri arasında.
http://www.humpath.com/spip.php?article13252

Günümüzde bilimin geldiği noktada, klasik olarak fizik, kimya ve biyoloji diye kesin çizgilerle ayırabileceğimiz araştırma konuları giderek azalmaktadır. Bu söylediğimin gerçekliğini kavrayabilmeniz için son günlerde bilim dünyasında önemli bir ses getiren Alzheimer hastalığının tetikleyicisinin bulunması araştırmasını örnek olarak gösterebilirim. Cambridge Üniversitesi Kimya Bölümü, Lund Üniversitesi Biyokimya ve Yapısal Biyoloji Bölümü ve Aarhus Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü araştırmacılarının ortaklaşa gerçekleştirdiği çalışma sonucunda Alzheimer hastalığının oluşumunda tetikleyici rol üstlenen amyloid fibrillerinin oluşumu ve oluşum şekilleri ortaya kondu[1]. Burada dikkatinizi çekmek istediğim nokta, biyoloji ve tıp ile ilgili olduğu düşünülen bir araştırmanın kimya bölümünden araştırmacıları da kapsaması, daha da ötesi bu araştırmacılardan en az ikisinin fizikçi olması. Yani artık, bilimsel araştırmalar geniş bir ortaklaşa çalışma sonucunda üretiliyor ve pek çok farklı disiplinden araştırmacıyı bir araya getiriyor. Kimya ise, sahip olduğu moleküler yaklaşım ve ilgi ile bu araştırmaların merkezinde yer alıyor. Bu sebeple, kimya eğitimini seçen gençlerin önünde moleküler biyoloji ve tıbba kadar uzanan bir araştırma imkanı mevcut. Daha başka bir örneği, 2010 Nobel Fizik Ödülü ile taçlandırılan grafen araştırmalarından verebilirim. Grafen, sahip olduğu atomik yapı sayesinde geleceğin en önemli ve kullanışlı malzemelerinden bir tanesi olarak gösteriliyor. Bu konuda yapılan araştırmalar ise hem fizik, hem de kimya bölümlerinden pek çok araştırmacının ortak çalışmalarının bir ürünü. Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü’nden Coşkun Kocabaş ve Kimya Bölümü’nden Şefik Süzer’in yapmış oldukları araştırma grafen şeritleri üzerindeki potansiyel değişimlerinin incelenmesini içeriyor[2].

Grafen, malzeme biliminden optoelektronik sistemlere kadar pek çok alanda popüler bir araştırma konusu http://en.wikipedia.org/wiki/Graphene

Grafen, malzeme biliminden optoelektronik sistemlere kadar pek çok alanda popüler bir araştırma konusu
http://en.wikipedia.org/wiki/Graphene

Son iki paragrafı kısaca özetlemek gerekirse; fizik, kimya ve biyoloji olarak adlandırdığımız bilim dalları son yıllarda giderek iç içe girmeye başlamıştır. Bunun sonucu olarak da, pek çok yeni araştırma alanı kimyacıların ilgi ve alakasına dahil olmaktadır. Peki, başka ne tür araştırmalar kimyacıları alakadar etmektedir? Geçen paragraflarda bahsettiğim disiplinler arası çalışmaların yanında, kimyacılar günlük hayatımızı kolaylaştıracak daha doğa dostu çözümler için de uğraşmaktadır. Günümüzde sanayinin gelmiş olduğu nokta, eminim ki kimyagerler olmasa ulaşılabilecek bir seviye değildir. Sanayi kimyasında çok önemli yeri olan katalizörler, yani kimyasal tepkimelerin hızını arttıran bileşenler, doğrudan kimyacıların araştırma konusuna girmektedir. Bir çimento fabrikasında gerçekleştirilen üretimin daha hızlı ve daha verimli olması, araba egzoslarından çıkan zehirli havanın temizlenmesi, okyanuslarda ve sulak sistemlerde meydana gelen kirlenmelerin azaltılması ve ortadan kaldırılması, doğrudan doğruya kimyagerlerin katalizörler üzerinde yaptıkları çalışmaların birer sonucu olarak ortaya çıkmaktadır Netice itibariyle, kimya eğitimi gören genç araştırmacılarımızın önünde doğal, ekolojik sorunlar ve sanayi sorunları da birer araştırma konusu olarak mevcuttur. Buraya kadar yapılan çalışmaların kısa bir bölümünü özetlemeye çalıştım, şimdi ise kimya bölümünün ardından araştırmayı seçmeyen ve özel/kamu sektörlerinde çalışmayı düşünen kişilerin ne gibi seçenekleri olduğundan bahsedeyim.

Araştırma yapmayı tercih etmeyen kimya mezunları, pek çok ilaç firmasında; gerekli sınavlar ve belgeler ardından mikrobiyoloji ve biyokimya laboratuarlarında çalışma imkanı bulmaktadır. TÜPRAŞ ve PETKİM gibi önde gelen sanayi kuruluşlarında iş bulunabildiği gibi, ASELSAN, ROKETSAN ve TAİ gibi savunma sanayinin en önemli şirketlerinde de kimyagerler iş şansı bulabiliyor. Kimyablog.com’da daha önce Vahit Kenar’ın paylaştığı girişimcilik ve sanayi teşvikleri, mezuniyet sonrası kendi işini kurmak isteyen kimyagerlerin bir başka seçeneği.

TÜPRAŞ; Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşlarından birisi olmasının yanısıra, kimyagerlerin istihdam edilebildiği bir çalışma ortamı http://www.tupras.com.tr/detailpage.tr.php?lPageID=6104

TÜPRAŞ; Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarından birisi olmasının yanısıra, kimyagerlerin istihdam edilebildiği bir çalışma ortamı
http://www.tupras.com.tr/detailpage.tr.php?lPageID=6104

Elbette ki iş olanakları bu yazıda bahsettiklerimden çok daha fazla; ama vurgulamak istediğim en önemli nokta, özellikle sanayide kimya bilgisinin ve işini gerçekten iyi yapan donanımlı kimyagerlerin ne kadar değerli ve gerekli olduğu. Bir kimyager, sahip olduğu bakış açısı sayesinde sanayide gerçekleştirilen işlemlerin detaylarını ve altyapısını daha iyi görebilir, doğru bilenen pek çok yanlışı saptayabilir ve daha da önemlisi bu yanlışlar için çözüm yolları getirebilir. Bu sebeple, sanayide çalışacak donanımlı kimyagerler öncelikle ülkemiz, daha sonrasında da tüm dünya için eşi bulunmaz kazanımlar olacaklardır. Ben bu yazımda, kimya denince ilk aklıma gelen araştırma konularından ve iş olanaklarından bahsettim. Yukarıdaki paragraflardan çıkarılmasını istediğim en önemli noktalardan birisi, kimyanın sadece lise ders kitaplarında işlenen konulardan ibaret olmadığı, günümüz dünyasını daha yaşanabilir kılan pek çok konuda söz sahibi olduğu ve araştırma olarak neredeyse sınırsız denilebilecek bir konu kapasitesine sahip olduğudur. Üniversite tercihi yapacak bütün adaylarına kimya bölümlerini ciddi şekilde gözden geçirmelerini ve kararlarını ondan sonra vermelerini tavsiye ederim.

Kaynaklar 1- http://www.cam.ac.uk/research/news/scientists-identify-molecular-trigger-for-alzheimers-disease

2-Probing Voltage Drop Variations in Graphene with Photoelectron Spectroscopy”, Coskun Kocabas, Sefik Suzer, Analytical Chemistry

 

İlgili Yazılar

Yazıyı Paylaşın

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Download mp3